Nedenleri bir tarafa, toplum olarak kitaplara yönelik mesafeliliğimiz herkesin malumu. Böyle bir ortamda “iki kez okuma” denen külfetli eylemden bahsetmenin geneli ilgilendirmediği de açık. Dolayısıyla hemen belirtmeliyim ki, bu yazı kitap okumaya belli bir değer atfeden küçük bir kesime hitap ediyor. Kitapların evlerine gazetelerin promosyonları sayesinde girdiği ve vitrinlerinde süs olarak işlev gördüğü bir kesime [...]
Dostoyevski’nin şaheseri `bratya karamazovy`’da (türkçe’deki adıyla Karamazov Kardeşler) mahalle çocuklarının yaptığı aktivite, insanın kanını dondurur. köpeklerin bu ekmeği yedikten sonraki feryadı, okurken bile insanın içini burkar.
“he told him to take a piece of bread, to stick a pin in it, and throw it to one of those hungry dogs who snap up anything without biting [...]
birey yayınlarından çıkan ve `veli urhan`ın çevirdiği bu kitabı okuyan birisi michel foucault’u kendi içinde çelişkilerle dolu, ne dediğini bilmeyen, anlaşılmaya direnen bir sıkıntı kaynağı olarak tanıyabilir. bunun temel nedeni veli urhan’ın çeviride yaptığı akıl almaz hatalardır.
norman davies`in `europe: a history` başlıklı eserinin türkçeye çevrilmiş hali; ilk bölümlerini isimsiz bir şahıs çevirmiş, galiba buna güvenerek bir çok çeviri hatası yapmıştır. bunlardan bazıları;
ingilizcesi: “given the complications, one should not be suprized to find that the subject-matter of studies of europe or of european civilization varies enermosly.” (s. 2)
türkçesi: “bu karmaşıklığa rağmen, avrupa [...]